8 Kasım 2010 Pazartesi

ÖYLESİNE BİR YAZI İŞTE ;)

Allah'ım yinemi bayram temizliği...ne çabuk geliyor şu temizlik vakitleri yahu, daha dün temizlemiştim sanki ben bu odayı :/ gerçi şöyle dönüp bir bakıyorum da hiç dün temizlenmiş gibi bir hali yok, resmen bok götürüyor odamı...şöyle bir özet geçersem gardrobumun kapısı sonuna kadar açık, odanın ayak basılmayan yerlerinde genelde kapı tepeleri, yatak üstünde kıyafetler asılı, yerlerde malum vize haftası olduğu için not kağıtları, not kağıtlarının olması gereken çalışma masamın üstünde makyaj malzemelerim bide odanın belirli köşelerindeki merhum sinekler...yanlış anlaşılmasın kendilerini ben öldürmedim, heralde odadaki havasızlık ve pislik onların naif bağışıklık sistemini çökertti...ben uzun yıllar bu ortama bağışıklık sağladığımdan haliyle daha dirençliyim bu ortama :)
ne pis kızım dimi bunları anlatınca benim bile midem bulandı; yok be bulanmadı benim midem öyle kolay kolay bulanmaz böyle şeylerde...lisede kızlar vardı gerçi hala o tip kızlar etrafımda ya neyse; bunlar biri geğirince filann; "aaa yapma çok iğrençsin, ay kusucam derlerdi yada literatüre geçmemiş bir tondan çığlık atarlardı :/ bense bu durumu gayet normal karşılardım, tabisi bunda babamın payıda çok büyük...kendisinin midesinde gastrit var ve dokunan bişi yediğinde hemen geğirir ayıptır söylemesi, bir ara yasirin diline bile dolanmıştı büyük amcanın geğirmeleri hahaha :)
bu arada odama kocaman bir ayna sipariş ettim, yarın teslim alcaz...odamdaki en büyük eksiklikti, gerçi bitane daha var o da tuvalet masası...benim gibi süslü, aynalara aşık bir insanın boy aynası nasıl olmaz diye kaç zamandır hayıflanıyordum, birkaç yere sordum fiyatı fazla geldi...boş bi vaktimde piyasa araştırması yapıp uygun bişi alcaktım ki sevgili annem o işi benim yerime üstlenmiş ve 18 tl ye koskocaman ahşap çerçeveli ^^ bir boy aynası almış :) bugün benden mutlusu yok anlayacağın haciii, şimdiden plan program yapıyorum nereye assam hangi köşede güzel durur vs diye :) anlayacağın görmemişin bir aynası olmuş modundayım bugün  :)

sevgiyle kalın canlar :)

5 Kasım 2010 Cuma

SINAV DÖNEMİ SENDROMU VE KIRMIZI SAÇLAR

imdat diye bağırasım var arkadaş, bezdim şu okul hayatından, sınavlardan...
stresten ne kafamda saç kaldı nede bünyemde sabır, gözaltlarım uykusuzluktan şişti, midem desen yediğim abur cuburlar yüzünden alıp başını bilmem nerelere gitti...
off be keşke bende alıp başımı gitsem, şöyle kocaman bir ohh çeksem.öyle çile dolu bir hafta geçirdim ki, son sınıf olmanın verdiği stresle sınavlarımda kasım kasım kasıldım. resmen şapa oturdum bu dönem, yusuf yusuf geziniyorum ortalarda, ama asabi bir yusuf hali bendeki.kibrit çaksan o an tutuşacak gibiyim...herkesi terslemeler, milletle uyuz uyuz konuşmalar, aman defol git başımdan senle uğraşamam diyen bakışlar vs, kişiliğimin tam tersi bir insan oluveriyorum şu sınav döneminde :/ bu okul benim bünyeye iyi gelmiyor efendi...
bu kadar bunalmışlığın içinde kendimi rahatlatabileceğim iki seçenek vardı önümde, ya alışveriş yapacaktım ya da kuaförde soluğu alacaktım...ikiside son dönemlerde yürütmeye çalıştığım planlı ekonomik kalkınma modelime ters davranışlardı ama yapacak birşey yoktu, sonuçta ruh sağlığım herşeyden önde gelir...o mu bu mu derken bir baktım kuafördeyim, bu arada yeni bir kuaför keşfettim, çok cici bir abla işletiyor hem bilgisi fazla hem de ilgili:) bide dakka bir gol bir bana indirim yapmaz mı ooooo canım ciğerim oldu artık o kuaför :)
ne zamandır saç rengimle oynamayı düşünüyordum, mor,sarı,kızıl her renk geçerken aklımdan kızılda karar kıldım...ve manyak bişi oldum vuhuuuuuu :) iyiki boyamışım valla, tüm moralim yerine geldi.o kızıl boya tüm asabiyetimi söküp aldı bünyemden...
mutluyum şu saatlerde....:)

9 Ekim 2010 Cumartesi

ÜZGÜNÜM.SİNİRLİYİM.HER ŞEYE RAĞMEN ÜMİTLİYİM

neden düzgün insanlar kapımı çalmaz yarabbim : / nerde istemediğim bir ot var gelip burnumun dibinde bitiyor. arkadaşlarıma tazecik kanı deli gibi akan beybi feysler gelirken benim kapımda niden bıyıklı amcalar sıraya geçer; inan bana gelen talip skalasının yaş ortalamasını çıkarsam 35 olur : / ben daha çocuğum be amca ne diye beni kesersin, hayır şimdi bu durum benim psikolojimi de bozuyor efendi.kendimi ayıptır söylemesi evde kalmış, kokuş kokuş, çirkin bir kız gibi hissetmeme sebep oluyorlar.hayatımın baharındayken koca karı muamelesine tabi oluyorum :/

hani şükürler olsun güzel bir kız olduğumda etrafımca söylenir, zaten bütün şişmanlar güzel değil midir( ebru şallı bu sözüm sana :P) , ayrıca da sevimli ve cana yakındırlar. bir keresinde ankara da; kızılaya gidebilmek için yolu gözüme kestirdiğim bir şişmana sormuştum, o da saolsun elinden geldiğince bana yardımcı olmuştu
; ama ben peşine kuyruk gibi yapışınca(köyden indim şehre modeli) korkup ardına bakmadan kaçmıştı. bir o kadar da ürkek oluyoruz demek biz şişmanlar :) neyse şişman insan profilini bir başka yazıda size anlatırım şimdi ki konumuz kart zamparalar.

insan türünün bu çeşidiyle ilk lise yıllarımda tanıştım, ve daha o zamanlar yolda size gülümseyerek gelen bir insanın, saatin kaç olduğunu sorma ihtimalinin sıfıra yakın olduğunu kavradım.ne sıkıntılı günlerdi ya, o adam yüzünden paronaya olmuştum; pis herif. ahh babannemin nasihatları hala daha kulağımdadır;

amman kizum yolun kenarindan gitma, öte tarafindan git emi kizum, bak alır atar seni arabasina :) benim cevabımda gayet netti; babanne onlar  beni yerimden salıtana kadar çelik kuvvet olay yerine intikal eder sen merak etme. eyy gidi işin hala daha gırgırındaymışım :)

bu kart horozlar memleketin her yerine yayılıp, amip gibi çoğaldıklarından bu yaşadığım son olayım olmadı tabi, daha bir kaç ay öncesinde bir tanesi üşenmedi arabasıyla, bindiğim dolmuşu takip etti; şerefsiz hayvan, böyle ablak suratıyla bana bakışı yokmuydu; insandaki adam öldürme isteğini tetikliyordu adeta...

görün bakın nelerle uğraşıyorum, bide insanlar tarafından yanlış anlaşılma durumu var. bazı ilkel kimseler hala kadın kuyruk sallamazsa, erkek peşinden gitmez lafına saplanıp kalmış...tabi canım öyle, zaten benim tek hayalimdir peşime 35 inde pala bıyık kelli felli bir sapık takılsın,aylarca paronaya dolaşıyım,hayatımda gereksiz bir adrenalin yaşıyım vs. vay be ne imrenilcek cinsten bir hayat dimi :/ bu şekilde düşünen insanlarında en az o sapık fikirli adamlar kadar aciz, zavallı olduğunu düşünüyorum...

aslında Türkiye'de yaşıyorsanız, birde bayansanız aslında hiçte yabancısı olmadığınız bir konu. yaşadığım(ız) olaylardan birkaçı sizinle paylaştım, inş. bu kadarla kalır ve 3. sayfa haberlerine malzeme olmayız...

üzgünüm.sinirliyim.herşeye rağmen ümitliyim.

5 Ekim 2010 Salı

SIR SAKLAYABİLİR MİSİN ? :)

herkese merhaba;

bugünkü yazıma size kocaman bir sır vererek başlıyorum.sıkı durun;

yaklaşık 3 haftadır rejimdeyim ve bugün itibariyle tam tamına 4 kilo vermiş bulunuyorum (maşallah diyive gı) :)


kimseye rejim yaptığımı söylemedim, çünkü o zaman herkeste bi kilo verdin mi beklentisi oluyor ve buda beni acayip strese sokuyor. kendimi bildim bileli türlü türlü rejimi yaptım ve her seferinde tüm kayıplarımı kat be kat geri aldım :S ama artık akıllandım, kendime bir beslenme alışkanlığı kazandırmaya başladım, daha herşey yerli yerine oturmuş değil, ufak kaçamaklarım oluyor ama tüm bunlara rağmen tartı benim aleyhime çalışıyor :) tabi burda sevgili mezdeke grubunun etkileride yadsınamaz, hergün bir saat oryantel oynamak nasıl zayıflatıyor anlatamam size, hemde o kıvrak figürler vücudunuza öyle güzel bir hacim kazandırıyorki siz bile şaşıp kalıyorsunuz:) ee bide Allah var bende güzel dans ederim, kına gecelerinin aranılan ismiyimdir :)

eğer ben bir saat öyle deli gibi dans edemem dersenizde size benden bir öneri, aynanın karşısında dans edin, bu sizi acayip motive edecektir. şahsen ben dans ederken aynada kendimi seyretmeye bayılıyorum, sırf bu sebeple odamı baştan aşağı ayna ile kaplatmayı bile düşünüyorum :)
şaka gibi ama galiba bu sefer makus talihimi yenip, zayıflıycam.inşallah bu sevincim kursağımda kalmazda şu irademe mukayyet olabilirim. zira artık kendimi zayıf görmek istiyorum :)eğer zayıflarsam öncesi ve sonrası olarak pantolanlarımı bile göstertebilirim size hahah :)

26 Eylül 2010 Pazar

OKUMAK OKUMAK OKUMAK İŞTE BENİM BÜTÜN SORUNUM BU !

ve bir tatilin daha sonuna gelmiş bulunuyorum :(

bundan 4.5 ay önce uzun bir yaz tatiline çıkışımın sevinç naraları hala dün gibi kulaklarımda, o zamanlar hiç bitmiycekmiş gibi gelen tatilimin şimdi son saatlerini yaşıyorum. yarın; sabah dokuz akşam beş işkencesine başlıyoruz, gerçi düşününce acı çekme eşiğim çok düşük olduğundan hiçbir zaman bu işkenceye tam gün katlanmadım. yeri gelmişken burdan beni idare edip yerime bıkmadan usanmadan imza atan kader arkadaşlarıma da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

uyku delisi olan bendenizi 3 senedir gıkları çıkmadan idare ettiler, bende öğlene doğru uyanıp salına salına okula gittim. tabi bu hizmetlerinin karşılığını da almadılar değil. sınav tarihlerinin açıklanmasıyla beraber, hepsi dibimde bitti :) bezgin şu not var mı sende, şunun fotokopisini çektirebilir miyim modunda türlü türlü şebekliklerle etrafımda pervane oldular. hele sınav dönemi bendeki telefon trafiğini görmeniz lazım, 3 senedir sesini duymadığım yolda görsem tanımayacağım insanlar canımlı cicimli mesajların ardı arkasını getirmedi..bende kontürüm yok ayağına yatıp cevap atmadım, ama öyle arsızlardı ki bu seferde aradılar:) yani elinizi verdiniz mi kolunuzu kaptırıveriyorsunuz bu deliden bozma insanlara :) iyiki çan eğrisi yok, herkes çalıştığı kadarını alıyor ve ortalamayı tutturan geçiyor, eğer öteki türlü olsaydı zaten notlarımı ucundan bile göstermezdim kimseciklere nihahahah :)

Allah'tan bir senedir uygulamaya koyduğum bir yöntem var da başım biraz olsun rahat ediyor, notlarımın nüshasını belli kırtasiyelere vererek, direk onlarla muhattaba sokuyorum. düşünüyorum da bu işi ticarete dökmenin zamanı çoktan gelmiş, belli bir yüzde alsam o kırtasiyecilerden köşeyi dönerim heralde:)

şu 3 sene içinde aranılan bütün notların benden çıkıyor olması ise inek imajını üstüme yapıştırdı. millet beni 1 ay öncesinden ders çalışan,( sınıfımda böyle insanlar var) kafayı dersle bozmuş tipitiplerden zannediyorki yakınımdan geçmiyor o canlı modeli :) bir defa ben yumurta kıça dayanmadan hayatta ders çalışmam, 300 sayfalık yerden sorumlu olayım yinede son geceye bırakırım çalışmayı. ilkokuldan beri süregelen bir alışkanlık... bu kadar düzensiz, savsaklama çalışmama rağmende yine en yüksek notu ben alırım sınıfta( aman maşallah diyin :) bu konuda biraz ballıyım galiba, size bir sınav maceramı anlatıyımda anlayın ne demek istediğimi;

üniversite 2. sınıftayım sosyoloji dersinden sınava giriyoruz, adam 5 tane soru sormuş, ilk 3 ünü dönem içi dersi alanlar, son 2 soruyu dersi alttan alanlar cevaplıycak. neyse sınav başladı şöyle bir sorulara baktım; kendi bölümümden 1 soruyu biliyorum diğer ikisi hakkında en ufak bir fikrim bile yok, sonra dersi alttan alanların sorularına baktım ve amanın ikisinide biliyorum :) hoca ise bu esnada sürekli uyarı yapıyor, herkes kendi sorusunu cevaplıyacak, diğerini cevaplayıp uyanıklık yapana sıfırı basarım filan diye...

1. soruyu yaptım  sonra tıkandım kaldım, ne yapsam ne etsem diye cebelleşirken iç sesimm "amannn her iki türlüde sıfırı alcaksın bari boş kağıt verme, dersi alttan alanların sorularını cevapla şansını dene" diyip beni dürtükledi.süre doldu sınav bitti, ben 3 soruyu da cevaplayıp, birde üç ihlas bir fatihayı kağıdıma okuyup hocaya teslim ettim :) sonuçları öyle kötü bekliyorumki not tuttuğum kağıtları bile atmıyorum seneye lazım olur filan diye :)

aradan iki hafta geçti sonuçlar açıklandı ve aman Allah'ım 98 almışım :) bian karışıklık olduğunu bile düşündüm ama sesimi çıkarmadım, hatta bu iki puanı nerden kırdı acaba diye milletle tartışmasını yapıp, sorgulamaya bile başlamıştım hhahaha :)

insanoğlu işte doyumsuz varlıklarız, ipten dönmüştüm ama hala 2 puanın hesabını yapıyordum :)

ps: kaybedecek bir şeyiniz yoksa eğer risk almayı ihmal etmeyin :)

22 Eylül 2010 Çarşamba

PROSEDÜR ÇİLESİ


çok yorgunum...
iki günden beri canım memleketimin prosedür çilesiyle bizzati tanışmış bulunuyorum. kendisinden pek haz ettiğim söylenemez, bir defa çok ağır kanlı arkadaş, sabah 9 da başladığı işi öğlen arasına yetiştirirse şükredeceksin, onunla yazılı şekilde temasa geçersen  her kelimene dikkat etmek zorundasın, olaki kelimeyi cümle içinde yanlış yerde kullandın bu sana 200 tl den başlayan harcamalarla geri dönüyor, ha birde çok karışık yahu,bunun özeti filan yok mu diyor insan bir noktadan sonra :) insanda ne kafa bırakıyor ne enerji...ben ki yüzünden gülümsemesi eksik olmayan, hop o yana hop bu yana ceylan gibi seken kız( gerçi ceylan bu cüsseye biraz kibar kaçtı) gün ortasında sevgili suratım sirke pazarında sirke satışlarında tavan yapmış, voleyi vurmuş durumdaydı.

hep yakınırdım özel-kamu personelinin somurtkan hallerinden, insanın yüzüne gülümsemek, bir kolay gelsin temennisine teşekkür ederim demek bu kadar mı zor geliyor diye. lakin bugün utandım o sözlerimden, gördüm ki bu prosedür insanın iliğini kurutur, hele birde ayağınızda 10 cmlik bir topuk, tepenizde de egenin kavurucu sıcağı varsa kesin kes kurutur :)
 herhalde şu iki günde çektiğim çilenin bendeki tek artısı midemin az biraz sinmiş olmasıydı ki onuda eve gelince eksiye çevirdim. of Allah'ım ya, tamam yarın rejime başlıycam, hemencik bu geceden midemi stoklamalıyım:)

21 Eylül 2010 Salı

ŞİŞMAN KIZIN GÜNCESİ

bloglamaya karar vermek çok kolay lakin isim bulmak ne zormuş yahu. inanır mısınız günler öncesinden düşündüm blogumun ismini ne koysam diye...ilk başlarda böyle enteresan, sofistike bişeyler bulmaya çalıştım, sonra bir ara dedim böyle ingilizce fransızca orjinalitesi yüksek kelimeler bulayım, millet bu ne demek diye merak etsin :?

fekat efendim işin sonunda öyle absürt kelimeler çıktı ki ortaya; ne telaffuz edebiliyosun ne yazabiliyosun ha birde işin akılda tutma kısmı varki o kelimelerden birini blog ismi yapsaydım eğer blogumu ikinci sefer bulabilitem yüzdeye vurulamayacak kadar küçük bir ihtimal olacaktı:)
sonra düşünmeyi bıraktım(daha doğrusu saçmalamayı) bloğu oluştururken aklıma ilk geleni yazarım dedim ve aklımda fuzuli yer kaplayan şeyleri topluca defettim.

ve işte sonuç; şişman kızın güncesi...ne orjinalitesi yüksek ne beni entellektüel gösterecek cinsten ne de ecnebi, sadece betimlememde sıklıkla kullanılan sıfatlardan bir tanesi ama galiba en etkilisi :) velhasılkelam işte karşınızdayım;
bir hoşgeldin demek yok mu ?